Anadolu'nun pek çok ilçesi önemli doğal kaynaklara sahiptir. Kimi verimli toprağıyla, kimi tarihî mirasıyla, kimi de yer altından çıkan şifalı sularıyla tanınır.
Fakat doğal zenginliğe sahip olmak ile o zenginliği toplumsal refaha dönüştürmek aynı şey değildir.
Haymana bu bakımdan üzerinde düşünülmesi gereken ilçelerimizden biridir.
Termal turizm, doğru planlandığında konaklamadan gıdaya, ulaşımdan küçük esnafa kadar birçok ekonomik faaliyeti harekete geçirebilir. Ancak ziyaretçinin ilçeye bıraktığı paranın ne kadarının yerel ekonomide kaldığı da önemlidir.
Bir otelin mutfağında kullanılan ürünler başka şehirlerden geliyorsa, bakım hizmetleri dışarıdan karşılanıyorsa ve gençler istihdam için ilçeden ayrılıyorsa, turizm gelirinin yerel etkisi sınırlı kalabilir.
Bu nedenle kalkınmanın temel sorularından biri şudur: Üretilen değer kimlerin hayatını iyileştiriyor?
Haymana'da tarım ile turizm arasında kurulabilecek bağlar yeni fırsatlar doğurabilir. Yerel üreticinin düzenli alıcıya ulaşması, işletmenin kaliteli ürünü güvenilir biçimde temin etmesi, ekonomik bakımdan karşılıklı yarar sağlayabilir.
Bununla beraber doğal kaynakların korunması ihmal edilmemelidir. Termal suyun sürdürülebilir kullanımı bilimsel ölçüm gerektirir. Bugünkü kazanç uğruna geleceğin imkânlarını tüketmek, kalkınma değil kaynak kaybıdır.
İlçenin kültürel mirası da aynı dikkatle ele alınmalıdır. Tarihî yapılar yalnız geçmişin hatırası değildir; doğru korunduklarında yeni nesillerin şehirle kurduğu bağı güçlendirir.
Haymana için anlamlı başarı, yalnız ziyaretçi sayısının artması olmayacaktır. Yerel üretimin güçlenmesi, gençlerin iş bulması ve esnafın gelirinin yükselmesi de önemlidir.
Bir ilçenin gerçek zenginliği, sahip olduğu kaynakların miktarıyla değil, o kaynakların insanına sağladığı huzur ve refahla anlaşılır.